أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

geri çevirmek

geri çevirmek Deyim 1) geri vermek, geldiği yere göndermek, iade etmek;

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

3/Aliimran-149
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ

Ey iman edenler! Kâfirlerin sözlerine uyarsanız sizi ökçelerinizin üzerine geri çevirirler de hüsrana uğrayanlardan olursunuz.

6/Enam-27
وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِاٰيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ateşin başında durdurulduklarında onları bir görsen!.. Derler ki “Keşke (dünyaya) geri çevrilseydik de Rabb’imizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık.”

6/Enam-28
بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُۜ وَلَوْ رُدُّوا لَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

Hayır! Daha önce gizli tuttukları açığa çıktı. Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile sakındırıldıkları şeylere yine döneceklerdir. Çünkü onlar, gerçekten yalancıdırlar.

7/Araf-53
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا تَأْو۪يلَهُۜ يَوْمَ يَأْت۪ي تَأْو۪يلُهُ يَقُولُ الَّذ۪ينَ نَسُوهُ مِنْ قَبْلُ قَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۚ فَهَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَٓاءَ فَيَشْفَعُوا لَـنَٓا اَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذ۪ي كُنَّا نَعْمَلُۜ قَدْ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

Onun (Kur'an'ın bildirdiği şeylerin) ortaya çıkışından (tevil) başka bir şey mi gözlüyorlar? Her şeyin ortaya çıktığı (tevil) o gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki “Rabb’imizin elçileri bize hakkı gerçekten getirmişler. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır? Veya geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını yapsak.” Gerçek şu ki onlar, kendilerini düş kırıklığına uğratanlardır. “Uydurdukları varlıklar (ilahlar) da onları yüzüstü bırakmıştır.”

9/Tevbe-94
يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْۜ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

(Seferden) onların yanına geri döndüğünüzde sizden özür dileyecekler. “(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız. Allah elbette haberlerinizi bize bildirmiştir. İş(ler)inizi Allah da görecektir, Elçisi de. Sonra gaibi de göze görüneni de bilene geri çevrileceksiniz ve amellerinizi size o haber verecektir.” de.

9/Tevbe-105
وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَۜ وَسَتُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۚ

“Yapacağınızı yapın. Allah sizin yaptığınızı görecektir. Onun elçisi ve mü'minler de… Sonra da gaibi de göze görüneni de bilene geri çevrileceksiniz ve amellerinizi size o haber verecektir.” de.

10/Yunus-30
هُنَالِكَ تَبْلُوا كُلُّ نَفْسٍ مَٓا اَسْلَفَتْ وَرُدُّٓوا اِلَى اللّٰهِ مَوْلٰيهُمُ الْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

İşte orada her can önceden işlemiş olduklarının muhasebesini yapar. Hepsi gerçek Mevlaları olan Allah'a geri çevrilmiştir. Uydurdukları ise, kendilerini yüzüstü bırakmıştır.

10/Yunus-107
وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۚ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِه۪ۜ يُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ

Eğer Allah’tan bir zarar görürsen onu yine ondan başka giderecek yoktur. Eğer senin için bir hayır dilerse onun fazlını da geri çevirecek yoktur. O bunu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.

11/Hud-74
فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ اِبْرٰه۪يمَ الرَّوْعُ وَجَٓاءَتْهُ الْبُشْرٰى يُجَادِلُنَا ف۪ي قَوْمِ لُوطٍۜ

İbrahim’den korku gidip ona müjde gelince, Lut kavmi konusunda bizimle mücadeleye başladı.

11/Hud-75
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَحَل۪يمٌ اَوَّاهٌ مُن۪يبٌ

Kuşkusuz ki İbrahim yumuşak huylu, gönülden (Allah’a) yönelen duygulu biriydi.

11/Hud-76
يَٓا اِبْرٰه۪يمُ اَعْرِضْ عَنْ هٰذَاۚ اِنَّهُ قَدْ جَٓاءَ اَمْرُ رَبِّكَۚ وَاِنَّهُمْ اٰت۪يهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍ

(Melekler dediler ki) Ey İbrahim! Bundan vazgeç. Çünkü Rabb’inin emri gelmiştir. Ve onlara, geri çevrilmez kesin bir azap vardır!

13/Rad-11
لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۜ وَاِذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ سُٓوءاً فَلَا مَرَدَّ لَهُۚ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَالٍ

Her kişinin önünde ve arkasında onu takip eden ve Allah’ın emriyle görüp gözetenler (melekler) var. Bir toplum huyunu suyunu (iyi davranışlarını) değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilerse onu geri çevirecek yoktur, onların ondan (Allah’tan) başka velileri de yoktur.

21/Enbiya-40
بَلْ تَأْت۪يهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ

Hayır o, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmenin üstesinden gelemezler, kendilerine de göz açtırılmaz.

38/Sad-30
وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ

Biz, Davut’a Süleyman’ı bahşettik. O ne güzel kuldu. Sürekli Allah’a yönelen biriydi.

38/Sad-31
اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ

Bir akşamüzeri ona safkan atlar gösterildi.

38/Sad-32
فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠

O da şöyle demişti: “Ben, Rabb’imi hatırlatmaları sebebiyle iyi şeyleri sevmekten hoşlanırım.” Sonunda atlar toz perdesinin arkasında kaybolmuştu.

38/Sad-33
رُدُّوهَا عَلَيَّۜ فَطَفِقَ مَسْحاً بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ

“Onları benim için geri çevirin!” (dedi.) Gelince de bacaklarını ve boyunlarını sıvazladı.

38/Sad-34
وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَداً ثُمَّ اَنَابَ

Muhakkak ki Süleyman’ı tahtının üstüne bir heykel bırakarak denedik. Sonra o, içtenlikle bize yöneldi.

38/Sad-35
قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكاً لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

“Rabb’im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık bahşet. Sen Vehhab’sın!” dedi.

79/Naziat-10
يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ

Derler ki "Biz eski hâlimize geri mi çevrileceğiz?

79/Naziat-11
ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً نَخِرَةًۜ

Çürüyüp dağılmış kemikler olduktan sonra?..”

79/Naziat-12
قَالُوا تِلْكَ اِذاً كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ

Dediler ki "Öyleyse bu, zararlı bir dönüştür."

79/Naziat-13
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ

Oysa o, sadece bir tek haykırıştır.

79/Naziat-14
فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ

Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 11.07.2026
Paylaş: