أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

göğsü daralmak (tıkanmak)

göğsü daralmak (tıkanmak) Deyim 1) güçlükle nefes almak; 2) mec. içi sıkılmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

6/Enam-125
فَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يَهْدِيَهُ
Bu kelime "hidayete ermek" deyiminde vurgulanmış
يَشْرَحْ
Bu kelime "iç açmak " deyiminde vurgulanmış
صَدْرَهُ
Bu kelime "iç açmak " deyiminde vurgulanmış
لِلْاِسْلَامِۚ وَمَنْ يُرِدْ اَنْ يُضِلَّهُ
Bu kelime "dalalete düşmek " deyiminde vurgulanmış
يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقاً حَرَجاً كَاَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَٓاءِۜ كَذٰلِكَ يَجْعَلُ اللّٰهُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ

Allah kimi hidayete erdirmek isterse onun içini İslam'a açar; kimi de dalalete düşürmek isterse göğe çıkıyormuş gibi onun göğsünü daraltır, tıkar. Allah inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.

11/Hud-12
فَلَعَلَّكَ تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ وَضَٓائِقٌ بِه۪ صَدْرُكَ اَنْ يَقُولُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ جَٓاءَ مَعَهُ مَلَكٌۜ اِنَّـمَٓا اَنْتَ نَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَك۪يلٌۜ
Bu kelime "üzerine almak" deyiminde vurgulanmış

Onların “Sana bir hazine indirilseydi veyahut seninle birlikte bir melek gelseydi.” demelerine karşı göğsünün daraldığını ve sana vahyolunanların bir kısmını terk etmek istediğini (biz biliyoruz.) (Unutma) Sen ancak bir uyarıcısın, Allah ise her şeyin sorumluluğunu üzerine alandır.

15/Hicir-97
وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ

Ant olsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.

26/Şuara-12
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِۜ

(Musa) “Rabbim! Onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” dedi.

26/Şuara-13
وَيَض۪يقُ صَدْر۪ي وَلَا يَنْطَلِقُ
Bu kelime "dili dolaşmak " deyiminde vurgulanmış
لِسَان۪ي
Bu kelime "dili dolaşmak " deyiminde vurgulanmış
فَاَرْسِلْ اِلٰى هٰرُونَ

“Göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor. Bundan dolayı Harun’u gönder.

26/Şuara-14
وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِۚ

“Ben, onların gözünde suçluyum. Beni öldürmelerinden korkuyorum.”

26/Şuara-15
قَالَ كَلَّاۚ فَاذْهَبَا بِاٰيَاتِنَٓا اِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ

(Allah) dedi: “Hayır (korkma)! İkiniz ayetlerimle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.”

26/Şuara-16
فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

Firavun’a ikiniz gidin ve deyin ki “Biz, âlemlerin Rabb’inin elçisiyiz.

26/Şuara-17
اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ

İsrailoğullarını bizimle gönder."

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 06.05.2026
Paylaş: