أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Türkçe deyim

(birinin) başına gelmek

beklenmedik, şaşırtıcı bir olay veya durumla karşılaşmak.

Kaynak: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

Kur’an’daki yeri

Her çizgi bir sure; kırmızı çizgiler deyimin geçtiği sureler.

1 · Fatiha 114 · Nas
  • 2 Bakara 156
  • 3 Aliimran 146, 153, 166
  • 4 Nisa 62
  • 5 Maide 106
  • 11 Hud 81, 89–90
  • 22 Hac 11
  • 28 Kasas 47
  • 39 Zümer 51
  • 40 Mü'min 28
  • 42 Şûra 30
  • 57 Hadid 22
  • 64 Tegabun 11

Deyimin geçtiği ayetler

Deyimin karşılığı Arapça metinde ve mealde kırmızı mürekkeple işaretlidir. Soluk ayetler bağlam içindir.

2/Bakara-156

اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde "Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve ona döneceğiz." derler.

3/Aliimran-146

وَكَاَيِّنْ مِنْ نَبِيٍّ قَاتَلَۙ مَعَهُ رِبِّيُّونَ كَث۪يرٌۚ فَمَا وَهَنُوا لِمَٓا اَصَابَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَمَا ضَعُفُوا وَمَا اسْتَكَانُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ

Nice nebi ile beraber birçok rabbani çarpıştı da bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa kapılmadılar, baş eğmediler. Allah, sabredenleri sever.

3/Aliimran-153

اِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُ۫نَ عَلٰٓى اَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ ف۪ٓي اُخْرٰيكُمْ فَاَثَابَكُمْ غَماًّ بِغَمٍّ لِكَيْلَا تَحْزَنُوا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَٓا اَصَابَكُمْۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

O zaman elçi arkanızdan sizi çağırdığı hâlde siz, hiç kimseye dönüp bakmadan tabana kuvvet kaçıyordunuz. Bundan dolayı, elden kaçırdıklarınız ve başınıza gelenler için hüzne kapılmayasınız diye (Allah) size, gam üstüne gam çektirdi. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

3/Aliimran-166

وَمَٓا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ

İki topluluğun karşılaştığı gün başınıza birşey gelmesi, Allah'ın izniyle gerçek iman sahiplerinin bilinmesi içindi.

4/Nisa-62

فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَاناً وَتَوْف۪يقاً

Kendi elleriyle yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet geldiğinde nasıl oluyor da sana gelip 'Bizim iyilik ve uzlaştırmadan başka bir kastımız olmamıştı.' diye Allah'a ant içiyorlar?

5/Maide-106

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ ح۪ينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةُ الْمَوْتِۜ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَر۪ي بِه۪ ثَمَناً وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذاً لَمِنَ الْاٰثِم۪ينَ

Ey iman edenler! Birinize ölüm vakti geldiğinde (bu kişinin) vasiyetiyle ilgili şahitlik etmesi için aranızdan adaletli iki kişi (belirleyin.) Veya yolculuk yaparken (böyle bir) ölüm musibeti başınıza gelmişse sizden olmayan iki kişiyi (şahit tutun.) Şayet kuşku duyarsanız namazdan sonra onlar da (size) “Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz; Aksi hâlde elbette günahkârlardan oluruz.” diye yemin billah etsinler.

11/Hud-81

قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

(Elçiler) dediler: "Ey Lut! Biz Rabb’inin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle yola çıkıp yürü. Sizden hiç kimsenin gözü arkada kalmasın; tabii ki karın hariç. Onların başına gelen onun da başına gelecektir. Onlara vadedilen (azabın) gelme vakti sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?"

11/Hud-89

وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاق۪ٓي اَنْ يُص۪يبَكُمْ مِثْلُ مَٓا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍۜ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَع۪يدٍ

Ey kavmim! Bana karşı çıkmanız, Nuh kavminin yahut Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin benzerinin sizin de başınıza gelmesine “sebebiyet vermesin.” Lut kavmi de sizden uzak değildir!

11/Hud-90

bağlam

وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّ۪ي رَح۪يمٌ وَدُودٌ

Rabb’inizden bağışlanma dileyin sonra ona tövbe edin. Kuşkusuz ki Rabb’im esirgeyendir, sevendir.”

22/Hac-11

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ

İnsanlardan kimi de Allah'a (dinin sadece) bir ucundan tutup ibadet eder. Eğer bunun hayrını görürse onunla tatmin olur ve eğer başına bir bela gelirse yolunu değiştirir. O, dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu apaçık bir kayıptır.

28/Kasas-47

وَلَوْلَٓا اَنْ تُص۪يبَهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّـنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولاً فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Kendi elleriyle yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet geldiğinde "Rabb’imiz! Bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı, (seni göndermezdik.)

39/Zümer-51

فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۜ وَالَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُص۪يبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۙ وَمَا هُمْ بِمُعْجِز۪ينَ

Sonra ettikleri kötülüklerin vebali başlarına geldi. Bunlardan da zulmedenlerin ettikleri kötülüklerin vebali, başlarına gelecektir. Bu hususta (Allah'ı) acze düşüremezler.

40/Mü'min-28

وَقَالَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌۗ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ ا۪يمَانَهُٓ اَتَقْتُلُونَ رَجُلاً اَنْ يَقُولَ رَبِّيَ اللّٰهُ وَقَدْ جَٓاءَكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاِنْ يَكُ كَاذِباً فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۚ وَاِنْ يَكُ صَادِقاً يُصِبْكُمْ بَعْضُ الَّذ۪ي يَعِدُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ

Firavun ailesinden imanını gizleyen mü'min bir adam dedi ki "Bir adamı 'Rabb’im Allah'tır.' dediğinden dolayı öldürüyor musunuz? Oysa o size Rabb’inizden apaçık deliller getirmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru sözlüyse o zaman size vadettiklerinin bir kısmı başınıza gelir. Şüphesiz Allah aşırı giden yalancıyı hidayete erdirmez.

42/Şûra-30

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ

Başınıza bir musibet gelmişse bu, sizin kendi kazandıklarınızdan dolayıdır. Çoğunu da (Allah) affeder.

57/Hadid-22

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ

Arzda olan ve bizzat sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu (size) yaşatmadan önce o, bir kitapta (kayıtlı) olmasın! Bu, Allah için kuşkusuz çok kolaydır.

64/Tegabun-11

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Allah'ın izni olmadıkça başınıza bir musibet gelmez. Kim Allah'a iman ederse (Allah) onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler.

Güncelleme: 25 Haziran 2026 Paylaş: