أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

selam olsun

selam olsun Deyim 'esenlik dileklerim ulaşsın' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

6/Enam-54
وَاِذَا جَٓاءَكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاٰيَاتِنَا فَقُلْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۙ اَنَّهُ مَنْ عَمِلَ
Bu kelime "kötülük etmek (yapmak) " deyiminde vurgulanmış
مِنْكُمْ سُٓوءاً
Bu kelime "kötülük etmek (yapmak) " deyiminde vurgulanmış
بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَصْلَحَ
Bu kelime "salah bulmak " deyiminde vurgulanmış
فَاَنَّهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara söyle: "Size selam olsun! Rabb’iniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de salah bulursa bilsin ki Allah gafurdur, rahimdir.

7/Araf-46
وَبَيْنَـهُمَا حِجَابٌۚ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلاًّ بِس۪يمٰيهُمْۚ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve Araf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır. Bunlar, henüz cennete giremedikleri hâlde (oraya girmeyi) beklerken cennet ehline “Size selam olsun!” diye seslenirler.

7/Araf-47
وَاِذَا صُرِفَتْ اَبْصَارُهُمْ تِلْقَٓاءَ اَصْحَابِ النَّارِۙ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ۟

Gözleri ateş ehli tarafına çevrilince “Ey Rabb’imiz! Bizi zalim toplumla bir araya getirme!” derler.

13/Rad-24
سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِۜ

(Melekler:) Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).

16/Nahıl-32
اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ
Bu kelime "canını almak " deyiminde vurgulanmış
الْمَلٰٓئِكَةُ طَيِّب۪ينَۙ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُۙ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Melekler onların canlarını temiz kimseler olarak alır ve derler ki 'Size selam olsun. Yapmakta olduklarınıza karşılık girin cennete!'

19/Meryem-12
يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۜ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِياًّۙ

“Ey Yahya! Kitaba sımsıkı sarıl.” dedik. Daha çocukken ona hüküm verdik.

19/Meryem-13
وَحَنَاناً مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِياًّۙ

Katımızdan ona bir sevimlilik ve arınmışlık da verdik. O çok takvalı biriydi.

19/Meryem-14
وَبَراًّ بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّاراً عَصِياًّ

Ana babasına hürmetkârdı ve asi bir zorba değildi.

19/Meryem-15
وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَياًّ۟

Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak (kabirden) kaldırılacağı gün ona selam olsun!

19/Meryem-32
وَبَراًّ بِوَالِدَت۪يۘ وَلَمْ يَجْعَلْن۪ي جَبَّاراً شَقِياًّ

Bir de anneme hürmeti… Beni asi bir zorba kılmadı.

19/Meryem-33
وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَياًّ

Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün bana selam olsun!”

19/Meryem-34
ذٰلِكَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذ۪ي ف۪يهِ يَمْتَرُونَ

İşte ikileme düştükleri Meryem oğlu İsa hakkındaki hak söz budur.

20/Taha-47
فَأْتِيَاهُ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَاَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْۜ قَدْ جِئْنَاكَ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكَۜ وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّـبَعَ الْهُدٰى

Haydi! Ona gidin ve deyin ki “Biz senin Rabb’inin rasulleriyiz. İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara azap verme. Sana Rabb’inden bir ayetle geldik. Hidayete tabi olanlara selam olsun!

20/Taha-48
اِنَّا قَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْنَٓا اَنَّ الْعَذَابَ عَلٰى مَنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰى

Çünkü bize, yalanlayıp yüz çevirene azap verileceği vahyolundu.”

27/Nemil-59
قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذ۪ينَ اصْطَفٰىۜ آٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَۜ

De ki "Allah'a hamdolsun ve seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha hayırlıdır yoksa şirk koştukları şeyler mi?"

27/Nemil-60
اَمَّنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَنْبَتْنَا بِه۪ حَدَٓائِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍۚ
Bu kelime "göze çarpmak " deyiminde vurgulanmış
مَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُنْبِتُوا شَجَرَهَاۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَۜ

Yoksa gökleri ve yeri yaratan, size gökten su indiren kimdir? Onunla sizin bir ağacını bile bitiremeyeceğiniz göze çarpan bahçeler bitirdik. Allah ile beraber başka bir ilah mı?.. Hayır! Onlar yoldan sapmış bir topluluktur.

27/Nemil-61
اَمَّنْ جَعَلَ الْاَرْضَ قَرَاراً وَجَعَلَ خِلَالَـهَٓا اَنْهَاراً وَجَعَلَ لَهَا رَوَاسِيَ وَجَعَلَ بَيْنَ الْبَحْرَيْنِ حَاجِزاًۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَۜ

Yoksa yeryüzünü mekân tutulan yer yapan, içinden nehirler çıkaran, üzerine sabit ağırlıklar yerleştiren ve her iki denizin arasına bir engel koyan mı?.. Allah ile beraber başka bir ilah mı?.. Hayır! Onların çoğu bilmez.

27/Nemil-62
اَمَّنْ يُج۪يبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّٓوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَـفَٓاءَ الْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قَل۪يلاً مَا تَذَكَّرُونَۜ
Bu kelime "ders almak " deyiminde vurgulanmış

Peki! Darda kalanın -dua ettiğinde- duasına icabet eden, kötülüğü gideren ve sizleri yeryüzünde halife yapan kimdir? Allah ile beraber başka bir ilah mı?.. Pek azınız ders alıyorsunuz!

27/Nemil-63
اَمَّنْ يَهْد۪يكُمْ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَنْ يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ تَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَۜ

Yoksa karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgârları müjde verici olarak gönderen mi? Allah ile beraber başka bir ilah mı?.. Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.

27/Nemil-64
اَمَّنْ يَبْدَؤُا
Bu kelime "sıfırdan başlamak " deyiminde vurgulanmış
الْخَلْقَ
Bu kelime "sıfırdan başlamak " deyiminde vurgulanmış
ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Bu kelime "sözünün eri " deyiminde vurgulanmış

(Onlar mı hayırlı) yoksa yaratmaya sıfırdan (örneksiz) başlayan, sonra onu (yaratmayı) tekrarlayan ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı?.. De ki “Sözünüzün eri olun da kesin olarak burhanınızı getirin!”

28/Kasas-55
وَاِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ اَعْرَضُوا
Bu kelime "ilgisini kesmek" deyiminde vurgulanmış
عَنْهُ وَقَالُوا لَـنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۘ سَلَامٌ عَلَيْكُمْۘ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِل۪ينَ
Bu kelime "cahil kalmak" deyiminde vurgulanmış

Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan ilgilerini keserler ve “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam olsun. Biz cahil kalmışları istemeyiz.” derler.

37/Saffat-75
وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ

Ant olsun! Nuh bize seslenmişti de (ona) ne güzel cevap vermiştik!

37/Saffat-76
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ

Onu ve ehlini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.

37/Saffat-77
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ

Onun zürriyetini devam ettirdik.

37/Saffat-78
وَتَرَكْنَا
Bu kelime "nam kazanmak " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ

Sonrakiler arasında ona nam kazandırdık.

37/Saffat-79
سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ

Bütün âlemlerde Nuh'a selam olsun!

37/Saffat-109
سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ

“İbrahim'e selam olsun!”

37/Saffat-110
كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Biz, güzel davrananlara böyle karşılık veririz.

37/Saffat-111
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

O bizim mü’min kullarımızdandı.

37/Saffat-112
وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِياًّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Biz ona, salihlerden bir nebi olarak İshak’ı müjdeledik.

37/Saffat-113
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟

Ona ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, güzel davranan da var açıkça kendine zulmeden de.

37/Saffat-120
سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

Musa ve Harun'a selam olsun!

37/Saffat-121
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Biz, güzel davrananlara böyle karşılık veririz.

37/Saffat-122
اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

İkisi de bizim mü’min kullarımızdandı.

37/Saffat-130
سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ

İlyas'a selam olsun!

37/Saffat-131
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Biz, güzel davrananlara böyle karşılık veririz.

37/Saffat-132
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

O bizim mü’min kullarımızdandı.

37/Saffat-181
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ

Bütün rasullere selam olsun!

39/Zümer-73
وَس۪يقَ
Bu kelime "sevk etmek " deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا
Bu kelime "sorumluluk almak " deyiminde vurgulanmış
رَبَّهُمْ اِلَى الْجَنَّةِ زُمَراًۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا وَفُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ
Bu kelime "hoş geldiniz" deyiminde vurgulanmış
فَادْخُلُوهَا خَالِد۪ينَ

Rablerine karşı sorumluluk alanlar da zümre zümre cennete sevk edilir. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve (cennet) bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun, hoş geldiniz! Haydi, ebedî kalmak üzere girin buraya!”

43/Zuhruf-89
فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌۜ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun!” de. Yakında bilecekler.

56/Vakıa-90
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِۙ

Sağın halkından ise

56/Vakıa-91
فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِ

«Ey sağdaki! Sana selam olsun!»

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 30.06.2026
Paylaş: