أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

sorumluluk almak

sorumluluk almak Deyim sorumluluk yüklenmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

3/Aliimran-198
لٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا نُزُلاً
Bu kelime "iyi karşılamak " deyiminde vurgulanmış
مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ لِلْاَبْرَارِ

Fakat Rablerine karşı sorumluluk alanlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah’tan ne iyi bir karşılama!.. Ve Allah katında olan, gerçek erdem sahipleri için en hayırlı olandır.

5/Maide-87
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ
Bu kelime "haddini aşmak " deyiminde vurgulanmış
اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ
Bu kelime "haddini aşmak " deyiminde vurgulanmış

Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri (kendinize) yasaklamayın ve haddinizi aşmayın. Kuşkusuz ki Allah, haddini aşanları sevmez.

5/Maide-88
وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالاً طَيِّباًۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذ۪ٓي اَنْتُمْ بِه۪ مُؤْمِنُونَ

Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yiyiniz ve inandığınız Allah'a karşı sorumluluk alınız.

6/Enam-72
وَاَنْ اَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّقُوهُۜ وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Ve namazı ikame edin ve ona karşı sorumluluk alın. Zira huzurunda toplanacağınız odur.

7/Araf-95
ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتّٰى عَفَوْا وَقَالُوا قَدْ مَسَّ اٰبَٓاءَنَا الضَّرَّٓاءُ وَالسَّرَّٓاءُ فَاَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا
Bu kelime "farkında olmak " deyiminde vurgulanmış
يَشْعُرُونَ
Bu kelime "farkında olmak " deyiminde vurgulanmış

Sonra kötülüğü iyilikle değiştirmiştik de refah içinde yaşamışlardı. “Atalarımıza da elbette böyle sıkıntı ve sevinç (vesileleri) gelmişti.” demişlerdi. Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir şekilde ansızın yakalamıştık.

7/Araf-96
وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Eğer, kasabaların halkı iman etmiş ve sorumluluk almış olsalardı onlara göklerin ve yerin bereketlerini açardık. Ancak onlar yalanladılar biz de onları kazandıklarına karşılık yakalayıverdik.

8/Enfal-29
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَاناً وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ

Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluk alın, o size bir furkan (doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği) verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah, büyük fazl sahibidir.

9/Tevbe-36
اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْراً ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ

Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Doğru hesap işte budur. Bu aylarda kendinize haksızlık etmeyin. Allah'a ortak koşanlar size karşı topluca savaştıkları gibi siz de onlara karşı topluca savaşın. Bilin ki Allah sorumluluk alanlarla beraberdir.

9/Tevbe-43
عَفَا اللّٰهُ عَنْكَۚ لِمَ اَذِنْتَ
Bu kelime "müsaade etmek (buyurmak)" deyiminde vurgulanmış
لَهُمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِب۪ينَ

Allah seni affetti. Fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin müsaade ettin?

9/Tevbe-44
لَا يَسْتَأْذِنُكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالْمُتَّق۪ينَ

Bil ki, Allah’a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla canlarıyla cihat etmek isteyenler, (savaşa katılmamak için) gelip senden izin istemezler. Zira Allah sorumluluk alanları en iyi bilendir.

9/Tevbe-119
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluk alın ve sadıklarla birlikte olun.

9/Tevbe-123
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَاتِلُوا الَّذ۪ينَ يَلُونَكُمْ مِنَ الْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا ف۪يكُمْ غِلْظَةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ

Ey iman edenler! Kâfirlerden size yakın olanlarla savaşın. Sizde bir sertlik görsünler. Bilin ki Allah sorumluluk alanlarla beraberdir.

11/Hud-49
تِلْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهَٓا اِلَيْكَۚ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَٓا اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هٰذَاۜۛ فَاصْبِرْۜۛ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّق۪ينَ۟

Bunlar sana vahyettiğimiz gaip haberleridir. Bundan önce sen ve kavmin bunları bilmiyordunuz. Şu hâlde sabret. Akıbet mutlaka sorumluluk alanlarındır.

26/Şuara-105
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ

Nuh kavmi de elçileri yalanladı.

26/Şuara-106
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ نُوحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

Hani onlara kardeşleri Nuh " sorumluluk almayacak mısınız?” demişti.

26/Şuara-107
اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ

“Gerçek şu ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

26/Şuara-108
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-109
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۚ

Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ücretim yalnızca âlemlerin Rabb’ine aittir.

26/Şuara-110
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۜ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.”

26/Şuara-111
قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْاَرْذَلُونَۜ

"Sıradan insanlar sana uymuşken sana inanır mıyız?” dediler.

26/Şuara-123
كَذَّبَتْ عَادٌۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ

Ad kavmi de elçileri yalanladı.

26/Şuara-124
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ هُودٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

Hani onlara kardeşleri Hud " Sorumluluk almayacak mısınız?” demişti.

26/Şuara-125
اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ

“Gerçek şu ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

26/Şuara-126
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-127
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ

Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ücretim yalnızca âlemlerin Rabb’ine aittir.

26/Şuara-131
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-132
وَاتَّقُوا الَّـذ۪ٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ

Bildiğiniz şeyleri size verene karşı sorumluluk alın.

26/Şuara-133
اَمَدَّكُمْ بِاَنْعَامٍ وَبَن۪ينَۙ

Size hayvanlar, oğullar verdi.

26/Şuara-134
وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ

Bahçeler ve pınarlar…

26/Şuara-135
اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍۜ

Doğrusu sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."

26/Şuara-136
قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ
Bu kelime "öğütte bulunmak" deyiminde vurgulanmış
اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظ۪ينَۙ

(Onlar) şöyle dediler: “Sen öğütte bulunsan da bulunmasan da bizce birdir.”

26/Şuara-141
كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَل۪ينَۚ

Semud kavmi de elçileri yalanladı.

26/Şuara-142
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

Hani onlara kardeşleri Salih "Sorumluluk almayacak mısınız?” demişti.

26/Şuara-143
اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ

“Gerçek şu ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

26/Şuara-144
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-145
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ

Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ücretim yalnızca âlemlerin Rabb’ine aittir.

26/Şuara-150
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-151
وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ
Bu kelime "aşırı gitmek" deyiminde vurgulanmış

“Aşırı gidenlerin emrine itaat etmeyin!”

26/Şuara-152
اَلَّذ۪ينَ يُفْسِدُونَ
Bu kelime "fesat çıkarmak (fesada vermek)" deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِ وَلَا
Bu kelime "ıslah etmek" deyiminde vurgulanmış
يُصْلِحُونَ
Bu kelime "ıslah etmek" deyiminde vurgulanmış

Onlar yeryüzünde fesat çıkarırlar, ıslah edici değiller.

26/Şuara-153
قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۚ

Dediler ki "Sen ancak büyülenmişlerden birisin.

26/Şuara-154
مَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۚ فَأْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Sen de ancak bizim gibi bir beşersin, eğer doğru sözlülerdensen bir ayet getir."

26/Şuara-160
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ

Lut kavmi de elçileri yalanladı.

26/Şuara-161
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

Hani onlara kardeşleri Lut "Sorumluluk almayacak mısınız?” demişti.

26/Şuara-162
اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ

Gerçek şu ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

26/Şuara-163
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-164
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ

Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ücretim yalnızca âlemlerin Rabb’ine aittir.

26/Şuara-176
كَذَّبَ اَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِ الْمُرْسَل۪ينَۚ

Eyke halkı da elçileri yalanladı.

26/Şuara-177
اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

Hani onlara Şuayb "Sorumluluk almayacak mısınız?” demişti.

26/Şuara-178
اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ

Gerçek şu ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

26/Şuara-179
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Allah’a karşı sorumluluk alın ve bana itaat edin.

26/Şuara-180
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ

Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ücretim yalnızca âlemlerin Rabb’ine aittir.

26/Şuara-184
وَاتَّقُوا الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْاَوَّل۪ينَۜ

Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı sorumluluk alın.”

26/Şuara-185
قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۙ

Dediler ki "Sen ancak büyülenmişlerden birisin.

26/Şuara-186
وَمَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَاِنْ نَظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِب۪ينَۚ

Sen de ancak bizim gibi bir beşersin ve biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.

36/Yasin-45
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْد۪يكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Onlara, “Önünüzde ve arkanızda¹³ yaptığınız/yapacağınız şeylerden dolayı ona (Allah’a) karşı sorumluluk alın. Ola ki merhametine erişirsiniz.” denildiğinde (aldırmazlar).

36/Yasin-46
وَمَا تَأْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ
Bu kelime "ilgisini kesmek" deyiminde vurgulanmış

Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyegörsün, ondan mutlaka ilgilerini keserler.

36/Yasin-47
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Ve onlara “Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin.” denildiğinde o kâfirler iman edenlere dediler ki "Allah'ın dilediği takdirde yedireceği kimseye biz mi yedireceğiz? Doğrusu siz apaçık bir dalalete düşmüşsünüz."

36/Yasin-48
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

"Eğer doğrulardan iseniz bu vaat ne zamandır?" diyorlar.

39/Zümer-10
قُلْ يَا عِبَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا
Bu kelime "inayette bulunmak " deyiminde vurgulanmış
ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌۜ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌۜ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ
Bu kelime "hesaba gelmez " deyiminde vurgulanmış
حِسَابٍ
Bu kelime "hesaba gelmez " deyiminde vurgulanmış

(Şöyle) söyle: "Ey iman eden kullar! Rabb’inize karşı sorumluluk alın. Bu dünyada inayette bulunanlara iyilik vardır. Allah'ın arzı (yeri) geniştir. Ancak sabredenlerin ecirleri hesaba gelmez."

39/Zümer-20
لٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌۙ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا
Bu kelime "sözünden dönmek" deyiminde vurgulanmış
يُخْلِفُ
Bu kelime "sözünden dönmek" deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ الْم۪يعَادَ
Bu kelime "sözünden dönmek" deyiminde vurgulanmış

Fakat Rablerine karşı sorumluluk alanlara gelince onların, altından ırmaklar akan, birbiri üzerine yapılmış odaları olacak. İşte Allah’ın vaadi! Allah sözünden dönmez.

39/Zümer-73
وَس۪يقَ
Bu kelime "sevk etmek " deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ اِلَى الْجَنَّةِ زُمَراًۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا وَفُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ
Bu kelime "selam olsun " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْكُمْ
Bu kelime "selam olsun " deyiminde vurgulanmış
طِبْتُمْ
Bu kelime "hoş geldiniz" deyiminde vurgulanmış
فَادْخُلُوهَا خَالِد۪ينَ

Rablerine karşı sorumluluk alanlar da zümre zümre cennete sevk edilir. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve (cennet) bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun, hoş geldiniz! Haydi, ebedî kalmak üzere girin buraya!”

69/Hakka-48
وَاِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ

Kuşkusuz ki o (Kur'an), sorumluluk alanlar (muttakiler) için bir hatırlatmadır.

69/Hakka-49
وَاِنَّا لَنَعْلَمُ اَنَّ مِنْكُمْ مُكَذِّب۪ينَ

Sizin içinizde yalanlayanlar olduğunu elbette biliyoruz.

69/Hakka-50
وَاِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْـكَافِر۪ينَ

Muhakkak o (Kur'an), kâfirler için bir iç yangınıdır.

69/Hakka-51
وَاِنَّهُ لَحَقُّ الْيَق۪ينِ

Kuşkusuz ki o, kesin bir gerçektir.

69/Hakka-52
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ

O hâlde, yüce Rabb’inin adını tespih et.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 12.05.2026
Paylaş: