mücadele vermek
mücadele vermek Deyim savaş vermek, mücadele etmek.
İlgili Deyimler
Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler
Kendi nefislerine hainlik edenler için mücadele verme. Allah, ihanet eden günaha saplanmış olanları sevmez.
Üzerine besmele çekilmeyenlerden yemeyiniz! Gerçekten bu yoldan çıkmaktır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, size karşı mücadele vermeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, şüphesiz siz de Allah'a şirk koşanlardan olursunuz.
Dediler ki “Ey Nuh! Bize karşı mücadele verdin ve mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru biri isen kendisiyle bizi tehdit ettiğin (azabı) bize getir!"
Gök gürlemesi onu (Allah’ı) överek tespih eder ve melekler de onun korkusundan onu tespih ederler. Ve yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise (inkârcılar) Allah’a karşı mücadele verirler. Hâlbuki o, çok şiddetli darbesi olandır.
(Ey Nebim!) Sen Rabb’inin yoluna, hikmet ve güzel öğütle davet et ve onlara karşı (barış ve davet döneminde) en güzel şekilde mücadele ver! Şüphesiz ki senin Rabb’in, kendi yolundan dalalete düşenleri en iyi bilendir ve o, hidayete erenleri de çok iyi bilir.
Biz, elçileri sadece müjde vericiler ve uyarıcılar olarak göndeririz. görmezlikten gelenler (kâfirler) ise hakkı yürürlükten kaldırmak için mücadele veriyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi de alaya alıyorlar.
İnsanlardan bazısı, Allah hakkında bilgisi olmaksızın mücadele verir ve her azgın-kaypak şeytanının peşine düşer.
O (şeytan) hakkında şöyle yazılmıştır: “Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler.”
İnsanlardan kimi de bilgisizce, bir yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın Allah hakkında mücadele verir.
Sana vahyolunan kitabı oku. namazı ikame et. Namaz, harama uçkur çözmekten ve münkerden mutlaka alıkoyar. Allah'ı hatırına getirmek ise en büyük iştir. Ve Allah, bütün işlediklerinizi bilir.
Zalim olanları hariç kitap ehline karşı ancak en güzel şekilde mücadele verin. Ve (şöyle) deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir (aynıdır). Ve biz ona teslim olanlarız."
Böyle bir anlam içinde kitabı sana biz indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz sana indirdiğimiz kitaba inanırlar. İşte şunlardan da kitaba inanan kimseler var. Allah’ın ayetlerini, kâfirlerden başkası hiçe saymazlar.
Sen daha önce ne bir kitap okuyor ne de onu elinle yazıyordun. Öyle olsaydı batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde (yer eden) apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, ancak zalimler hiçe sayar.
(O zalimler) “Ona Rabbinden (başka) ayetler (mucizeler) indirilmeli değil miydi?” demişlerdi. De ki “Ayetler (mucizeler) ancak Allah katında(n)dır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
Allah'ın göklerdeki ve yerdeki her şeyi emrinize verdiğini, görünen ve gizli nimetlerini size, bol bol verdiğini görmez misin? Yine de insanlardan öylesi var ki hiçbir bilgiye dayanmadan, yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele verirler.
Allah'ın ayetlerine karşı görmezlikten gelenlerden (kâfirlerden) başkası mücadele vermez. Onların beldelerde diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.
Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (elçilerini) engellemeye, her ümmet kendi elçisini yakalamaya azmetmişti. Hakkı yürürlükten kaldırmak için mücadele vermişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!
Allah'ın ayetlerine karşı mücadele verenlerdi görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?
Bu sayfa yardımcı oldu mu?